Gez Keyfim Gez © 2018

Orta Asya'dan Balkanlara Uzanan "Sufi" Öyküler - Blagaj Tekkesi


Hoca Ahmed Yesevi... Türk tasavvuf tarihinin ilk mutasavvıflarındandır. Öğretileriyle Hacı Bektaş Veli, Mevlânâ Celaleddin Rumi, Sarı Saltuk, Yunus Emre gibi dünyaca bilinen tasavvuf düşünürlerini de etkilediği söylenir. 1093 yılında Kazakistan’da dünyaya gelen Yesevi, hayatı boyunca tasavvuf eğitimi almış, yesevilik akımının öncüsü olmuş. Yesevi öğretisi önce Maveraünnehir, Taşkent, Türkistan, Horasan, İran ve Azerbeycan gibi bölgelerde yayılmış. Anadolu'ya da yayılan akım, 10. yüzyılda Türklerin islamiyeti kabullenişlerinin dönüm noktası olmuş. Anadolu ile birlikte Balkan topraklarını da etkisi altına alan bu "derviş yolu", Yesevi'nin binlerce müridini henüz "Bizans" hakimiyetinde olan Anadolu’ya göndermesiyle başlamış ki tarihte bu yüzden Anadolu için "evliyalar diyarı" denmiş. Bu aynı zamanda 13.yüzyıl ortalarına kadar hakim olan Selçuklular dönemi. Anadolu hem maddi, hem de manevi fetihlerle adeta yeniden "tasarlanmış". 14. yüzyılda gerçekleşen Moğol istilasında dağılan Selçuklular'dan sonra Anadolu'da birbirinden bağımsız 30'a yakın "Türk" bayrağı dalgalanmaya başlamış, yani beylikler dönemine geçilmiş. Bunların arasından bir zamanlar Selçuklu Hanedanı'na bağlı olan Osmanlı Beyliği güçlenerek yükselmiş ve diğer beylikleri bünyesinde toplamış. Yesevi öğretisinin Türk topraklarındaki hızlı yayılışını, Ahmet Yesevi'nin dil olarak Arapça ve Farsça yerine Türkçe’yi seçmesine bağlıyor tarihçiler. Türkistan’da bulunan türbesi, 2003 yılında UNESCO Dünya Mirası Sit Alanları listesine girmiş.
 
 
Kaynağını Ahmet Yesevi’den alan bazı akımların sonucu olarak Balkan topraklarında kurulan ibadethanelerin sayıları giderek çoğalmış. Zaten gördüğünüzde islamiyeti ortadoğu kültüründen çok farklı yaşadıklarını net olarak hissedebiliyorsunuz. Bin yıllık "Türk" tarihinde, Osmanlı Devleti kurulmadan önce Anadolu’da faal olan beylikler temelde Yesevi etkisini sürdürmüşler. Osmanlı Devleti de kurulduktan sonra "Yesevi" ibadethaneleri ya da tekkelerini çoğaltarak destek vermiş. İlim, kültür, edebiyat, musiki, felsefe, mimari, askeri gibi alanları da eğitimlerine dahil eden bu kurumlar aynı zamanda toplum düzenine etki ediyormuş, dolayısıyla ülke yönetimi kararlarına da. Hoşgörülü ve "tatlı dilli" dervişlerin insanlar tarafından saygıyla ve sevgiyle anılması, bazı fetihlerin "silahsız" gerçekleşmesine olanak sağlamış.
 

 
Sadece Anadolu değil, Balkanlar da Osmanlı fetihlerinden önce "gönüllü" Türk dervişler sayesinde İslam dini ile tanışmış. Hunlar’dan sonra birçok Türk boyu göç etmiş. Sarı Saltuk’la birlikte daha da geniş kitleler yerleşmeye başlamış.  Osmanlı idaresi bu sayede, "zemini hazır olan" Balkan topraklarında kendine rahatlıkla yer bulabilmiş.
 
Balkanlar’da ayakta kalabilen tekkelerden biri ; Blagaj Tekkesi (Alperenler Tekkesi).
 
Osmanlı Balkanlar’dan çekilince ibadethanelerin çoğu savaşlarda yıkılmış. Yıkılmayanlar arasında en bilineni Alperenler Tekkesi. Bune (Vrelo Bune) nehri kenarında, 200m yükseklikteki bir dağın eteğine inşa edilen Blagaj Tekkesi, diğer adıyla “Alperenler”, 14.yüzyılda, Osmanlılardan önce Ahmet Yesevi’nin müritleri tarafından kurulmuş. Blagaj kasabası, Bosna-Hersek’in Hersek bölgesinde Mostar şehrine yakın bir konumda bulunuyor. O dönemde de günümüzde olduğu gibi Sırp, Hırvat ve Boşnaklar yaşıyormuş. Sırplar Ortodoks, Hırvatlar Katolik ve Boşnaklar Hristiyanlığın Bogomili mezhebine bağlıymış. Bogomili, Hz. İsa’yı ilah değil, peygamber sayan ve tek bir ilaha imanı esas alan bir Hristiyan mezhebi. Bu nedenle Boşnakların islamiyeti kabullenmeleri daha kolay olmuş.Tekke Hacı Bektaş Veli’nin müritlerinden olan “Sarı Saltuk” isimli derviş ile özdeşleştirilir. Tekkenin ilk şeyhi olan bu derviş, yüzlerce kişiyle Anadolu’dan Balkanlara’a göç ederek, bu topraklara islamiyetin tohumlarını ekenlerden olmuş.
 
 
Bölgenin ılıman iklimi ve nehrin çıkış kaynağı ile buluşan tekke, asırlardır tarihe adını yazdırmış birçok imparatorluğun "tefekkür" yeri olmuş. 1520’li yıllarda son halini alan tekke, hala faal olarak kullanılıyor. Her inanca sahip turistin ziyaret ettiği, “Sarı Saltuk” türbelerinden birinin de bulunduğu tekkeden yukarıya baktığınızda, bir zamanlar Hersek bölgesinin krallarından olan Stjepan Vukcic’in yıkık kalesini de görebiliyorsunuz. 1300’lü yıllarda hayata veda eden “Sarı Saltuk”tan etkilenenlerden biri de Fatih Sultan Mehmet’in küçük oğlu olan ve ağabeyi II. Beyazıt'la taht mücadelesine girerek "sancılı" bir hayat geçiren "Şehzade Cem" olmuş. Hatta o kadar etkilenmiş ki, onun için "SALTUKNAME" isimli eseri yazdırmış. Yedi yılda biten kitap, 1480 yılında tamamlanmış. "Sarı Saltuk" tan bahsedenlerden biri de ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi... Hersek bölgesinde bulunan Blagaj, günümüzde en çok turist çeken noktalardan biri.
 
Bu bölgede vakit geçirebileceğiniz kafeler de mevcut. Rotanıza Blagaj'ın yanında Bosna-Hersek'in görülmeye değer birçok yerini mutlaka dahil edin. Tarihi boyunca neredeyse hiç huzur bulamayan bu topraklarda en huzur bulduğumuz yer burasıydı diyebiliriz. Özellikle sabahın erken saatlerinde kimseler yokken ziyaret ettiğinizde hücrelerinize kadar yenileniyorsunuz. Fotoğraf amaçlı gidecekeseniz, çekiminiz bittikten sonra tekkenin karşısına oturup o muhteşem atmosferi hissetmeyi unutmayın...