Gez Keyfim Gez © 2018

"GİRİŞ KAPISI" - İSHAK PAŞA SARAYI


“Ol” dedin de yürütmedi mi dağları içim?
“Düş” dedin de Ay’ın ışığında donmadı mı gözlerim?
“Yan” dedin de ateşi sevmedi mi nefsim?
“Oku” dedikçe en acı soğuklarını okudum mevsimlerin…
 
Doğu Anadolu'nun en uç noktasında, bir dağ yamacının üzerinde, yükseldikçe derinleşen Ağrı Dağı'ndan aldığı feyz ile tekamülün zirvesine ulaşmış bir sessizliğin yaşayan eseridir "İshak Paşa Sarayı". İtalyan gezgin Marco Polo'nun "Hiçbir zaman tırmanılamaz" diye not düştüğü (bunu Frederik Von Parat, ilk tırmanışı 1829'da gerçekleştirerek çürüttü) ve 5.000 metreyi aşan en yüksek dağlardan biridir Ağrı. Günümüzde dağcıların gözdesi. 2004 yılında "milli park" ünvanına kavuşan Ağrı Dağı, Nuh Tufanı öncesi Hz. Nuh’un gemisinin tufanda sular çekilince karaya oturduğu söylenen yerdir aynı zamanda. Nuh Efsanesi’nde ve M.Ö. Ortadoğu’da çıkan Eski Ahid’in Tekvin’inde bu dağdan “Ararat” diye bahsedilir. Asırlardır gezginlerin dilinden düşmeyen dağ, türkülere, şiirlere ve en çok da aşk hikayelerine ilham vermiş. Mem ile Zin, Kerem ile Aslı, Siyabend ile Xecê gibi “imkansız aşkların” yaşandığı topraklardır buralar.
 
 
"İshak Paşa Sarayı" Ağrı ilinin Doğubayazıt ilçesinde bulunuyor. Ağrı’nın yakl. 90km doğusunda bulunan Doğubayazıt ve çevresi Hurriler, Urartular, Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Moğollar, Selçuklular ve Osmanlılara ev sahipliği yapmış, dağın eteğinde kurulu kadim sayılabilecek bir yerleşim bölgesi. Tarihi İpek Yolu, yani Avrupa’yı Asya’ya bağlayan en önemli ticaret yolu üzerinde bulunuyor olması, bu ilçeye Doğu’dan Anadolu’ya gelen göçlerin “giriş kapısı” gibi önemli bir özellik kazandırmış. O zamanlar Asya ülkelerinden sağlanan ipek, kağıt, değerli taş, porselen ve baharat gibi ürünler, Mısır ve Roma’ya bu yolla ulaştırılıyormuş. Çin’den başlayarak tüm Asya kıtasını ortadan bölen, Ortadoğu ülkeleri ile Anadolu ve Mısır topraklarından geçerek Akdeniz’e ulaşan ve oradan da Avrupa’ya varan bölgeyi kapsayan 1500 yıllık bir yol. Bu yol sadece ticari olmakla kalmamış, aynı zamanda bilge ve gezginler vasıtasıyla taşınan kültür, din, fikir, gelenek, sanat gibi çeşitli alanlarda yayılma ve gelişmelerde etkin olmuş. Ne yazık ki Ruslarla yapılan savaşlarda çok fazla zarar görmüş bu yerler. O zamanlardan kalma birçok tahribatın izleri hala mevcut.
 
 
"İshak Paşa Sarayı", bu yörenin masallarını, kültürlerini, yaşam biçimlerini, savaşlarını, feryatlarını, mutluluklarını, aşklarını dinler durur Ağrı, Tendürek ve Kösedağ’dan. Dile kolay 1685 yılında başlayan inşaatı 99 yıl sürmüş ve 1784 yılında İshak Paşa tarafından tamamlanmış. Osmanlı ve Selçuklu sanatının sentezi konumundaki yapıt, 7600 metrekarelik bir alanı kaplıyor. İçinde yok yok… Cami, türbe, kütüphane, harem, aşevi, seyir alanı, misafir odası, eğlence salonu, erzak deposu, zindan, adalet salonu sayabileceklerimizden bazıları.  İçinden süt akan çeşmeleri bile varmış bir zamanlar. Saray değil tek binalık bir şehir adeta :) Altın kaplama olan giriş kapısının 1877-1878 Rus işgali sırasında kaçırıldığı söyleniyor. Elbette bu değil sadece çalınan, onca kitap, belge, değerli eşya yani koca bir "kültürü" alıp götürmüşler. Hatta Rus askerleri savaş döneminde sarayı kışla olarak bile kullanmış.
 

 
En dikkate değer özelliklerinden biri de ısıtma sistemiymiş. Bu yüzden dünyanın ilk kalorifer sistemli yapısı olarak geçer kaynaklarda.  Ayrıca Selçuklu ve Osmanlı sanatının dışında İran, Kürt, Hint ve Ermeni kültürlerine ait süslemelerle bezili alanları da görülmeye değer. Bu kültür sentezi sarayın uzun zamanda yapılmış olmasından kaynaklanıyor. 18.yüzyılda 12 yıl gibi kısa sürede hayatın her alanında, özellikle de sanatta gelişmelere sahne olmuş Lale Devri’nin son büyük anıt yapısı, daha doğrusu külliyesidir "İshak Paşa Sarayı"… Urartu Kalesi, Eski Bayazıt Camii, Ahmedi Hani Türbesi ve Keşişin Bahçesi aynı mekanda gezebileceğiniz diğer eserler. En mistik kareleri gün batımında alabiliyorsunuz. İmkanınız olursa burada kalıp, gün doğumunu da çekebilirsiniz. Biz bu fotoğrafları çekerken araçta sabahlamıştık :)
 
Farklı rotalarla da birleştirmek isterseniz, Muradiye Şelalesi, Akdamar Kilisesi, Sodalı Göl, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Erçek Gölü, Nemrut Krater Gölü gibi doğa harikası yerleri de ekleyebilirsiniz :)
 
Fotoğraf turlarımıza eşlik etmek ve paylaşımda bulunmak isterseniz fotoğraf grubumuza bekleriz;