Gez Keyfim Gez © 2018

Rengini zümrüt taşından alan göl; „Braies Gölü“.


Eşsiz ve olağanüstü büyüklükte sarp kayaların oluşturduğu dağ silsilesinin ihtişamı karşısında tarifsiz bir hayranlıkla nefesiniz kesiliyor „Dolomit Alpleri“nde. 200 milyon yıl önce toprak kaymaları, seller ve çığlarla oluşmaya başlayan dağlar, İtalya’da, Südtirol, Trentino, Belluno, Udine ve Pordenone eyaletlerinin turizm sembolü haline gelmiş. En yüksek doruğu 3.342m olan „Marmolada“ tepesinin gözetimi altında, özellikle gün batımlarında yaydığı kızıl tonların muhteşemliği ile birçok fotoğrafçının favorisi olmuş durumda. 2009 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yerini alan Dolomit Alpleri’nin değişken sarp kayaları ve yumuşak çimenlik alanları arasındaki doğal uyum, özellikle Ağustos-Eylül aylarını görsel bir şölene dönüştürüyor. Dağ sporcularını da misafir eden dağlar, 10 farklı tırmanış imkanı sağlıyor. Adını toprağında bulunan dolomit mineralinden alan mekan, turizm açısından misafirlerine çok geniş olanaklar sunuyor, özellikle trekkingciler için. Venedik’ten 1,5-2 saatlik bir süre ile ulaşmanız mümkün. Dağların kuzey bölümüne en yakın tren istasyonu Fortezza’da.


 
İşte bu heybetli dağların boyun eğdiği bir göl var; „Braies Gölü“. Diğer adıyla „Pragser Wildsee“. Dolomit’in incisi deniyor Braies’e. İnci dense de biz insanı „sözsüz“ bırakan yeşil rengi ile daha çok zümrüt taşına benzettik gölü görünce. 3,5km’lik sahil şeridi ile göl etrafında keyifli bir seyirle yürüyüş etkinliği yapabilir, kayıkla dolaşabilirsiniz. Soğu severim diyorsanız, maksimum derinliği 36m olan gölde yüzme cesaretini de gösterebilirsiniz. Pragser Vadisi’nde bulunan bu dağ gölü, Fanes-Sennes-Prags Milli Parkı’nın bir bölümünü kapsıyor. Anlatılan bir efsaneye göre, gölün güney tarafında bulunun uç kısmında, 2.810 m yüksekliğindeki „Croda del Becco“ dağı girişindeki kapıdan yeraltı dünyasına geçiş yapılıyormuş:)


 
Deniz seviyesinden yüksekliği yakl. 1.500m olan göl, İtalya’da Alto Adige bölgesinde heyelan sonucunda oluşmuş. İster berrak gün doğumunda olsun, ister sisli bir günün sabahında, ister kış beyazının dinginliğinde… Göle yansıyan dağ manzarası ile karşılaştığınızda, aklınızdan bir daha çıkaramıyorsunuz. Özellikle fotoğrafçılar için eşsiz pozlar veren gölün „dostları“ ahşap kulübe ve kayıkları, en iyi kompozisyon objeleriniz. Bir de göl kenarındaki kilisesi…


 
Bu doğa harikasını gördüğünüzde aklınıza geçmişi pek gelmez ama 2. Dünya Savaşı’nda Hitler yönetiminin bir sonucu olarak sancılı günlere sahne olmuş burası. 1899 yıllarında hemen gölün kenarında kurulan „Hotel am Pragser Wildsee“, 1945 yılında gölde  infaz edilmek üzere 17 farklı ulustan gelen 136 siyasi rehinenin „toplama kampı“ rolünü üstlenmiş. Otel eski görünümünü hala koruyor ve ziyaretçilerini ağırlıyor. Hitler’in planları istediği gibi yürümeyince, Amerikan Ordusu gelip Alman Askerleri tutuklamış. Siyasi liderlerden oluşan rehine konvoyu ise Capri Adası‘nda tutulduktan ve ifadeleri alındıktan sonra serbest kalmış. Capri Adası günümüzde turist akınına uğrayan, İtalya’da Napoli’ye yakın bir tatil mekanı.


 
Bu eski otelin dışında otel sahiplerinin mülkiyetinde olan ve tarihte yaşananları sessizce izleyen, 1904 yılından kalma bir de küçük kilise var. Savaşlardan önce bölge aristokratları hem otele, hem de kiliseye sıkça misafir olmuşlar. Bavyera bölgesine giderseniz, sakın görmeden dönmeyin :)