Gez Keyfim Gez © 2018

Kırık Toynak


Sahibinin en sadık dostudur atlar, yeryüzünün belki de en sabırlı hizmetkarlarıdırlar. Keşiflerin, savaş meydanlarının, yük taşımacılığının, avcılığın ve spor faaliyetlerinin kahramanlarıdırlar. Yaklaşık 55 milyon yıl önce ortaya çıktıkları ve evrim geçirdikleri tahmin ediliyor. Vahşi atlar muhtemelen postları ve etleri için avlanıyorlardı eski zamanlarda. Zaman geçtikçe Orta Asya’da evcilleştirilmeye başlamışlar. Hatta Orta Asya Türk kavimlerinin ölen savaşçıları atları ile birlikte gömülürmüş. Ünlü Türk-Moğol İmparatoru Cengiz Han’a ait olduğu söylenen şu ünlü dizeler birçok manaya gelse de, Orta Asya’da ata verilen önemin de altını çiziyor;
 
Bir çivi kaybolduğu için bir nal kayboldu,
Bir nal kaybolduğu için bir at kayboldu,
Bir at kaybolduğu için bir atlı kayboldu,
Bir atlı kaybolduğu için bir haber kayboldu,
Bir haber kaybolduğu için bir savaş kaybedildi,
Ve bir savaş kaybedildiği için bir krallık yok oldu...
 
Fillerden sonra en kuvvetli hafızaya sahip zeki varlıklardır. Bu yüzden eğitilmeye çok müsaitler. 180 dereceden fazla çevirebildikleri kulaklarının keskinliği ile en uzak sesleri duyabiliyor ve gözlerinin yanlara doğru yayık olması sayesinde geniş açıda görebiliyorlar. İyi koku alıyorlar. Uyuma şekilleri de çok ilginç, ayakta uyuyorlar. "Nasıl yani?" diyebilirsiniz, evet, çünkü dizlerini “kilitleyebiliyorlar”. Köprücük kemiklerinin olmaması daha büyük adımlar atabilmelerini sağlıyor. Kısacası çok uzaktan yaklaşan tehlikelere karşı uyarıcı birçok özelliğe sahipler. En güzel yetenekleri nedir diye sorsanız, ses tonuna göre algıladıkları öfke ve sevgiyi ayırt edebiliyor olmaları deriz :) Bu kadar da duygusallar. Tüm bu üstünlükleri birlikte ele alındığında “ne muhteşem bir varlık” demeden edemiyor insan.
 
Günümüzde özellikle tarım işlerinde atların yerini traktörler aldı ve maalesef kırsal bölgelerde atlar sahipleri tarafından maliyetleri sebebiyle doğaya bırakılıyorlar. Özgürlük adına kulağa hoş gelse de çetin kış koşullarına maruz kalabiliyor, besin bulamıyor ve kış ayını çıkaramadan ölebiliyorlar. Zamanla sürüler halinde dolaşmaya ve vahşileşmeye başlayan bu atlara “yılkı” deniyor. At sürülerine Anadolu’nun bazı bölgelerinde rastlamak mümkün. En bilinenleri Erciyes Dağı eteklerinde Hörmetçi Köyü yakınındaki sazlık alanda yaşıyor. Karadağ’da da yüzlercesine rastlanabiliyor. Son zamanlarda fotoğraf severlerin uğrak yeri aynı zamanda buralar.
 
Yılkı atları ile ilgili duygu yüklü bir öyküyü okumak isterseniz edebiyatçı Abbas Sayar’ın 1970 yılında yayımlanan “Yılkı Atı” adlı romanını tavsiye edebiliriz. Kitap, sahibine kazançlar sağlamış, yarışlarda başarı göstermiş ve sonrasında “işi biten” Doru isimli kısrağı konu ediyor. Doru imkansızlıklar nedeniyle sahibi tarafından yılkıya bırakılıyor ve doğa ile yaşam mücadelesi başlıyor. Bu terkedilişi izleyen küskünlükler, travmalar, özlemler ve arayışlarla süslü hikaye, okuyucuyu duygulandıran detaylarla dolu.
 
Biz PHOTOSENSIA olarak bu yıl Hörmetçi Köyü’nü ziyaret edip, fotoğraf çekme imkanı bulduk ve sizler için bu fotoğraf gezimizden elde ettiğimiz fotoğraflarımızdan birkaçını derledik... İnanılmaz bir deneyimdi. Dörtnala koştuklarında deprem etkisi yarattılar, biz mi zıpladık, yoksa yer mi zıpladı, onu henüz anlayamadık :)
 
Not : Fotoğraf amaçlı giderseniz lütfen yağmurlu havalarda ağırlaşan çamurda koşturmalarını istemeyin çobanlardan. Çok zorlanıyor, yoruluyor ve takılıp düşebiliyorlar. Aynı durum derin bataklıklar için de geçerli. Unutmayın herşey "fotoğraf" değildir. Hava koşulları elveriyor ve gün batımı renklerini yakalayabiliyorsanız, tozu dumana katarak koştuklarında çok etkileyici kareler elde edebiliyorsunuz. Gökkuşağı kaç kez yakalanabilir bilmiyoruz ama biz galiba şanslıydık :)
 
Bize eşlik etmek ister ve fotoğraf turlarımıza katılmak isterseniz grubumuza bekleriz :